HÜSRAN SOKAĞI
Sonunda ketum bir tarihe göçebe oldum
Adressiz kaldım bu yüzden bir rüzgâr gibi
Takıldım hiç büyümemiş bir çocuğun ardına
Vizem yok kimliğim sahte yollar mayın döşeli
Bir ömürde kaç sokak izi kalır geriye
Saçlarımın ıslaklığından anlıyorum
Orda bir çocukluğun yağmuruna varılır
Yarpuz kokusu uğurlar sizi görmezsiniz
Her sokak aslında bir patikadır
Yüzümde bir yama gibi duruyor zaman
Bütün aşkların kan grubu aynı olsa da
Ayrıdır çıkmazları son sözleri farklı
Gözlerinin rengine uymaz intiharları
Zaten hep gönüllüydü yanlışı yazgısına bulaştı
Küçük sevinçlerin büyük kederlerin sahibi
Güneşsiz bir gölge kansız bir yara oldu
Hüsran sokağında bir aşk daha vurdu kendini
Biz hep başkalarının hüzünlerine ortak olduk, defalarca ağladık avcumuza konan kuşun kanat çırpamayışına, ağladık sırtındaki yükü ömründen büyük olanlara ve ağladık her kalkan ele, düşen çocuğa...
Kendimizden başkalarına ağladık... Sevdik! Hiç düşünmeden hemde. Sınırlarımız olmadı hiç, sırlarımız da... Her ağlayışımızda daha çok sevdik biz, daha çok acıttık canımızı...
Hayallerimiz var, eski bir liman kasabasında ağır ağır yürüyeceğiz sahilde...Tıpkı seninle ilk kez gezdiğimiz gibi, yine soğuk rüzgarlı bir liman kentinin sahilindeki gibi...
İyiki varsın bebeğim, iyiki...